![]() |
PARLAR MÜHENDİSLİK MÜŞAVİRLİK LTD.ŞTİ. |
| Ana Sayfa | | İstekler | | Yenilikler | YÖNETMELİKLER VE KONUT YAPIMI - Prof. Dr. Uğur Ersoy |
|
YÖNETMELİKLER VE KONUT YAPIMI Uğur Ersoy 1.GİRİŞ Yapı ile ilgili yönetmelikler, yetkili resmi kuruluşlarca düzenlenmiş yasal dokümanlar olup, güvenli ve fonksiyonel yapıların oluşturulmasında gerekli asgari koşulları belirlerler.Yönetmeliklerin temel amacı, mühendislerin yapı güvenliğini tehlikeye sokacak büyük hatalar yapmasını önlemektir. Çok eski çağlarda insanlar ilkel de olsa bazı araç ve gereçleri kullanmaya başladığında, barınma ve ulaşım amacı ile, köprü, konut gibi yapılar oluşturmaya başlamışlardır.Zaman ilerledikçe, kazanılan deneyimlerden ve geliştirilen araç ve gereçlerden yararlanarak, insanoğlu daha büyük ve daha görkemli yapılar oluşturmaya başlamıştır.Önceleri temel amaç yapı güvenliği ve kullanılabilirliği iken, daha sonra bu amaçlara estetik de katılmıştır.Yüzyıllar önce inşa edilmiş olup, bugün hayranlıkla seyrettiğimiz görkemli anıtsal yapıların hiçbir yönetmelik temel olunmadan gerçekleştirilmiş olması düşündürücüdür.Buna rağmen,Süleymaniye, Ayasofya gibi yapıtların şiddetli depremlerde de ayakta kalabilmiş olması ilginçtir.Bu durumda, gerekli yapı güvenliğine, kullanılabilirliğe ve estetiğe sahip yapıların yönetmelikler olmadan oluşturulamayacağını savunmak zordur.Ancak, bugün hala ayakta kalan ve kullanıma açık birkaç yapıya yüzeysel olarak bakıp,yapıların yönetmelik olmadan da oluşturulabileceği sonucuna varmak yanlış olur.Unutulmaması gereken , günümüze kadar ayakta kalmış olan bu yapıların yanı sıra binlerce, onbinlerce tarihi yapının çeşitli nedenlerle çökmüş olmasıdır.Bu çökmeler, o dönemlerin ustaları için adeta bir laboratuar olmuş, yeni yapılarda alınan bu derslerden yararlanılmıştır.Sonuç olarak, ayakta kalan yapıların o dönemlerde inşa edilenlerin küçük bir yüzdesi olduğu söylenebilir.Ayrıca, bugün hayranlıkla seyrettiğimiz görkemli tarihsel yapıların olağanüstü yetenek ve mühendislik önsezisine sahip "büyük ustalar" tarafından yapılmış olduğu unutulmamalıdır. (*) Profesör, ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü, Ankara O dönemlerde inşa edilen bu tür yapı sayısı son derece sınırlı olduğundan, bir çok yapımcı arasından en iyisini seçmek mümkün olmuştur.Geçmiş deneyimlerin kritik bir irdelemesini yapabilen ve olağanüstü mühendislik önsezisine sahip bu bir avuç ustanın, yönetmelik olmadan görkemli ve güvenli yapılar inşa edebilmelerini doğal karşılamak gerekir. İlerleyen zaman içinde, özellikle endüstri devriminin gerçekleşmesi ile birlikte, yapılması gereken büyük yapıların sayısı hızla artmıştır.Artan iş hacmini karşılayacak sayıda "büyük usta" bulunması olanaksız duruma gelmiş ve birçok binanın yapımının olağanüstü yeteneklere sahip olmayan yapımcılarca gerçekleştirilmesi kaçınılmaz olmuştur.Bu durumda, olağanüstü yeteneklere sahip olmayan bu yapımcıların büyük hatalar yaparak yapı güvenliğini zedelemelerini önlemek amacı ile, bunların eğitilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Böylece mühendislik eğitimi doğmuştur.Ayrıca bu tür mühendislerin büyük hatalar yapmasını önlemek amacı ile, bazı temel kuralları içeren dokümanlar oluşturulması yoluna gidilmiş ve böylece ilk yapı yönetmelikleri doğmuştur. Yapım dalındaki bu uygulamada büyük bir olasılıkla endüstride izlenen yöntemden yaralanılmıştır.Geçmişte büyük el emeği ve yaratıcılıkla üretilen mallar, fabrikalarda çok daha hızlı bir biçimde üretilebilmiştir.Seri imalatta çalışan işçiden yaratıcılık ve olağanüstü yetenekler beklenmemiş, bunların sadece belirli kurallara uyması yeterli görülmüştür. Önceleri tümüyle ampirik kuralları içeren yönetmelikler, yapı mekaniği ve diğer dallardaki ilerlemelere paralel olarak gelişmiş ve ampirik kuralların yerini bilimsel kurallar almıştır. Çağdaş yönetmeliklerin endüstri devrimi sonucu duyulan gereksinimlerle geliştiği söylenmişti.Ancak yapı güvenliği ile ilgili hukuksal belgelere çok eski tarihlerde de rastlanmaktadır.Bunların en eskisi, M.Ö. 2000 yılında yazıldığı tahmin edilen Hamurabi yasalarıdır.Bu yasalarda yapımı gerektiği gibi gerçekleştiremeyen yapımcılara uygulanacak müeyyideler sıralanmaktadır.Tarihin çeşitli dönemlerinde yapımla ilgili uygulanacak cezaları içeren bu tür hukuksal belgeye rastlanmaktadır. 2.YÖNETMELİKLERİN AMACI VE KAYNAKLARI Daha önce söylendiği gibi, yapı yönetmeliklerinin temel amacı, yapının gerekli güvenliği ve kullanılabilirliğe sahip olabilmesi için minimum koşulları belirlemektir.Yönetmeliklerin diğer bir amacı da, yapı güvenliği ve kullanılabilirliğini, ekonomik sınırlar içinde sağlamaktır.Çağdaş yönetmeliklerde, göçmeye karşı yeterli güvenliğin sağlanmasının yanı sıra, servis yükleri altında yapının kullanılabilir kalmasına da önem verilir ( aşırı deformasyon, çatlama ve titreşimin önlenmesi).Hem göçmeye karşı gerekli güvenliğin elde edilmesi, hem de servis yükleri altında yapının kullanılabilir kalması, en sağlıklı biçimde, "Sınır Durumlar Yöntemi"ile sağlanabilir.TS-500 de benimsenen bu yönteme göre hesaplar " taşıma gücü sınır durumuna göre " yapılır, " kullanılabilirlik sınır durumu" ayrıca kontrol edilir.Bu yöntemde yükler aşırı yükleme olasılığı göz önüne alınarak belirli katsayılarla çarpılarak büyütülürken, malzeme dayanımları da çeşitli olasılıklar dikkate alınarak malzeme katsayılarına bölünerek azaltılır. R > F g f g m R- dayanım F- yük etkisi g m - malzeme katsayısı, g m > 1.0 g f - yük katsayısı, g f > 1.0 Yük ve malzeme katsayıları elde ki istatistiksel verilere dayanılarak, kabul edilen bir yıkılma olasılığına göre saptanır.Yıkılma olasılığının, dolayısı ile yük ve malzeme katsayılarının saptanmasında ülkenin sosyal ve ekonomik koşulları ile teknolojik düzeyi de göz önünde bulundurulmalıdır. Yönetmelikler yapılırken başlıca üç kaynaktan yararlanılır : a-Deneysel ve teorik araştırma sonuçları, b-Uygulamada edinilen deneyimler, c-Uluslar arası veya diğer ulusal yönetmelikler. Her üç kaynaktan da sağlıklı bir biçimde yararlanabilmek için belirli bir düzeye erişmiş olmak şarttır.Amatörlerden oluşan kurullarca hazırlanmış yönetmeliklerde literatürdeki bazı araştırma sonuçlarının, irdelenip, süzgeçten geçirilmeden, sanki tartışmasız bilimsel gerçeklermiş gibi aynen benimsenmesi sonucu birçok sorun doğmuş hatta bu tür yaklaşımlar bazen felaketle sonuçlanmıştır. O ülkede ve ya başka ülkelerde uygulamada edinilen deneyimlerin de irdelenip tartışılmada yönetmeliklere aktarılması tehlikelidir.Bu irdelemeleri yapabilecek düzeyde olmadıklarına inana bazı gelişmekte olan ülkelerin başvurdukları temel kaynak, uluslar arası veya diğer gelişmiş ülke yönetmelikleri olmuştur.Başka bir ülkenin yönetmeliğini tercüme edip aynen kabul etmek birçok ülkede güvenli ve tutarlı yol olarak görülmektedir.Kanımızca, başka bir ülkenin, özellikle gelişmiş başka bir ülkenin ekonomik, sosyal ve teknolojik koşullarına göre hazırlanmış yönetmeliklerin, koşulları çok değişik diğer bir ülkeye aynen uygulanması son derece sakıncalıdır.Bu gibi durumlarda ülkenin ekonomik ve sosyal yapısı, teknolojik düzeyi göz önünde bulundurularak gerekli değişiklikler yapılmalıdır. 3.YÖNETMELİK YAPIMINDA TEMEL İLKELER Yönetmeliklerin, hesap ve yapımda güvenliği etkileyecek büyük hataların yapılmasını önlemeyi amaçladığı daha önce söylenmişti.Buna ek olarak, yönetmelikler nedeni ile mühendisler aynı kalıplar içinde hesap yapmaya zorlandığından bunların kolayca kontrol edilmesi de mümkün olmuştur.Yönetmeliklerin bu sayılan avantajları yanında bazı sakıncaları da vardır.Alışılagelmişin dışında görkemli yapıtların katı kurallar ve standartlaşmış yöntemlerle oluşturulamayacağı yadsınmaz bir gerçektir.Bu gibi yapıların hesabında yönetmelikler maalesef yetenekli ve usta mühendisin yaratma gücünü sınırlamaktadır.Yönetmelikler vasat ve vasatın altında mühendisler için yapılmış olduğundan, olağanüstü mühendislik önsezisine sahip yaratıcı mühendisler için bazı handikaplar oluşturmaktadır. Ülkemizde konut yapımını doğrudan etkileyen yönetmelikler, TS-498, TS-500 ve Deprem Yönetmelikleridir.Prefabrike yapılar için uygulanacak yönetmelik ise henüz hazırlık aşamasındadır.TS-498, yükleri, TS-500 de betonarme yapıların hesap ve yapım kurallarını belirlediğinden, yapı güvenliği, yapım kolaylığı ve maliyeti bu yönetmeliklere bağlı olmaktadır.Ülkemizin deprem kuşağında olması nedeni ile, yukarıda belirtilen hususlar doğal olarak büyük oranda deprem yönetmeliğinden de etkilenmektedir. Bir çok mühendis, yönetmelik yapımında alınan kararların salt teknik ve bilimsel gereçlere dayandığına inanır.Nitekim çoğu kez yönetmeliği yapanlarda bu görüşte olduklarından, ortaya çıkan doküman bazı bilimsel ve teknik bilgileri içermekten öteye gidemez.Ülkemizde salt bilim adamlarından oluşan heyetlere yönetmelik yaptırma alışkanlığı nedeni ile bu durum oldukça yaygındır.Bu gibi durumlarda, yönetmelik yapımcıları temel amacı unutarak, bilimsel bir belge oluşturma çabasına girerler. Yönetmeliğin temel amacı, hesap ve yapımdan sorumlu teknik elemanlara yol göstermek ve bazı temel kurallar belirleyerek, güvenliği zedeleyici büyük hatalar yapılmasını önlemek olduğuna göre, yönetmelik yapan kurallarda bilim adamlarının yanı sıra uygulayıcılar mutlaka yer almalıdır.Hatta bu gibi kurallarda çoğunluk uygulayıcılarda olmalıdır. Yönetmelik,esas olarak vasat mühendislere yol göstermek amacı ile hazırlanmış bir doküman olduğundan, dilinin basit ve sade olması çok önemlidir.Yönetmelik hükümleri son derece açık olmalı ve değişik yorumlara yol açmayacak bir biçimde yazılmalıdır.Değişik bölümlerdeki hükümler tutarlı olmalı ve bölümler arası çelişkilerden kesinlikle kaçınılmalıdır.Değişik birkaç yönetmelik temel alınarak hazırlanan yönetmeliklerde bu tür çelişkilere sık rastlanmaktadır. Yönetmelikte belirlenen yapı güvenliği de tutarlı olmalıdır.Örneğin, betonarme elemanlar için, bilgi birikimimizin hala tam yeterli olmadığı ve kırılma türü gevrek olan kesme konusundaki güvenlik, bilgi düzeyimizin yeterli olduğu ve sünek bir kırılmaya yol açan eğilmeye oranla daha fazla olmalıdır.Bunun aksi, önemli bir tutarsızlık doğuracaktır. Yönetmelik hükümleri basit ve kolay anlaşılır olmasının yanı sıra, uygulanabilir, hatta kolay uygulanabilir olması da çok önemlidir.Birkaç hükmü uygulanamaz veya çok zor uygulanabilir bir yönetmeliğin tümünün rafa kaldırılması olasılığı çok yüksektir.Ülkemizde maalesef bazı yönetmeliklerin sonu bu olmuştur.Bir yönetmeliğin benimsenmesi ve uygulanması son derece önemlidir.Kusursuz ve uluslar arası çerçevelerde beğeni kazanmış, ancak benimsenmeyip uygulanmış bir yönetmeliğin hiçbir kıymeti yoktur.Bunun en çarpıcı örneklerinden biri ülkemizin deprem yönetmeliğidir.Hazırlandığı döneme göre çağdaş ve iyi yönetmelik olan bu doküman, ne acıdır ki aradan 10 yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen hala bir çok kentimiz belediyesince uygulanmamaktadır. Ülkemizdeki deprem riskinin ne denli yüksek olduğu dikkate alındığında, bu umursamazlığın ne kadar ürkütücü sonuçlar doğuracağı açıkça görülebilir. Özetlemek gerekirse, yönetmelik için ilk aranacak koşullardan biri, o yönetmeliğin uygulanmasıdır.Yasal yollardan uygulamayı zorlamanın yanı sıra, yönetmelik yapımında basitliğe, açıklığa ve kullanma kolaylığına önem vererek, ortaya çıkacak dokümanı ilgili çevrelere benimsetmek gerekir.Benimsetmede tanıtım büyük önem taşır. Yönetmelikler, olağanüstü yeteneklere sahip mühendislerin yaratıcılıklarını sınırlamaları nedeni ile, onlar için handikaptır.Bu sınırlamaları en alt düzeyde tutabilmek için, yönetmeliklerin olabildiğince ayrıntılara inmemesinde ve fazla kısıtlayıcı olmamasında yarar vardır.Diğer yandan, çok daha büyük bir çoğunluğa sahip vasat mühendisler de yönetmeliğin alabildiğince ayrıntılı ve yol gösterici olmasını dilerler.Bu nedenle, bu konuda sağlıklı bir denge sağlamak oldukça önemlidir. Konut yapımını çok yakından ilgilendiren hesap ve yapım kuralları ile yönetmelikler hazırlanırken, ülkenin teknolojik düzeyini, sosyal ve ekonomik koşullarını göz önünde bulundurmak zorunludur.Bazı ileri ülke yönetmeliklerinde yer alan hükümler, o ülkenin teknolojik düzeyi ve birikimleri nedeni ile başarı ile uygulanabilirken başka bir ülkede büyük sorunlar çıkarabilir.Buna örnek olarak, Yeni Zelanda Yönetmeliği'nde betonarme kiriş-kolon birleşimleri için öngörülen aşırı sargı donatısı ele alınabilir.Bu donatının temel amacı, birleşim bölgesinin kasma dayanımını ve sünekliğini arttırmaktır. Yapıt endüstrisinin devlet elinde bulunduğu, nüfusun az, eğitim düzeyinin yüksek olduğu Yeni Zelanda'da bu uygulama sayılabilmektedir.Aynı hüküm ülkemizde uygulandığı takdirde,aşırı donatı nedeniyle birleşim bölgesine beton yerleştirilemeyecek ve sonuçta o bölge donatısız bir birleşim bölgesinden daha zayıf duruma gelecektir.Bu örnekten de görüldüğü gibi, belirli bir ülkede yara sağlayan bir koşul, teknolojik düzeyi değişik diğer bir ülkede yarar yerine zarar getirebilir. Yönetmeliklerin ülkenin sosyal ve ekonomik koşulları ile ilişkisi daha somut bir biçimde ortaya koyabilmek için, konut yapımı örnek alınacaktır.Biran için ülkemizde bir yılda konuta ayrılan kaynağın "x" TL. olduğunu varsayalım.Yapılması tasarlanan konutların amacı, artan nüfus nedeni ile ortaya çıkan gereksinmeyi karşılamak, ayrıca yapı güvenliği ve sağlık koşullara çok düşük düzeydeki konutlarda oturan vatandaşları daha güvenli ve sağlık koşulları daha uygun konutlara geçirmektir.Belirlenmiş bir ile kaç konut yapılabileceği, diğer birçok faktörün yanı sıra ilgili yönetmeliklere de bağlıdır.Yapı güvenliğini çok yüksek düzeyde tutmayı amaçlayan bir yönetmelikle ayrılan kaynaktan yapılacak konut sayısının, güvenliği o denli yüksek tutmayan bir yönetmeliğe oranla daha az olması doğaldır.Amaçlanan yapı güvenliğinin o ülkenin sosyal ve ekonomik düzeyi ile yakın bir ilişkisi vardır.Konut sorununu büyük çapta çözümlemiş, zengin bir batı ülkesinin yapı güvenliğini çok üst düzeyde tutması doğaldır.Bu tür bir yapı güvenliğine göre hazırlanmış bir yönetmeliği gelişmekte olan ve kaynakları sınırlı bir yönetmeliğe uygulamak son derece yanlış olur ve ters sonuçlar verebiliriz.Örnek olarak ülkemizi alabiliriz.Deprem yönetmeliği yapılırken Yeni Zelanda örnek alındığı takdirde, konut maliyetinin yükselmesi nedeni ile ayrılan kaynaktan yapılacak konut sayısı azalacaktır.Ayrıca öngörülen koşulların uygulanması yapımı yavaşlatacak ve bu da yapılacak konut sayısını etkileyecektir.Bu durumda, örneğin yılda 100 000 konut yerine 80 000 konut yapılabilecektir.Aradaki fark olan 20 000 eksik konut, yaklaşık 100 000 yurttaşımızın depremde ayakta kalma şansı olmayan ve sağlıklı koşulları kötü konutlarda oturmaya devam etmesini gerektirecektir.Bu durumda ortaya ilginç bir çelişki çıkarmaktadır.Yapı güvenliğini çok yüksek utma çabası,olası bir depremde daha fazla insan kaybı ile sonuçlanacaktır.Diğer yandan yüksek tutulan yapı güvenliği nedeniyle gece kondu da kalmak zorunda kalan kitleler önemli sorunlar oluşturacak ve sosyal patlamalara yol açabilecektir.Bazı durumlarda bu sosyal patlamaların neden olacağı maddi ve manevi zararlar, bir depremin doğuracağı zararlardan çok daha büyük olabilecektir. Yukarıda özetlenen görüşlerin ışığında,yapı güvenliğini aşırı düşük bir düzeye indiren yönetmelikler yapılması da elbette düşünülemez.Bu durumda olası bir depremin ülkeye getireceği maddi ve manevi yük aşırı boyutlara ulaşacaktır.O halde yapılması gereken, ülkenin sosyal ve ekonomik koşullarını dikkate alarak, batı ülkeleri kadar yüksek olmayan,ancak kabul edilebilir düzeyin altına inmeyen bir yapı güvenliği saptamak ve yönetmelikleri buna göre hazırlamaktır. İşin kolayına kaçıp, ülkenin ekonomik ve sosyal koşullarını bir tarafa bırakıp, konuyu salt teknik açısından ele alarak diğer ülke yönetmeliklerinden aktarmalarla bir yönetmelik oluşturmak son derece sakıncalıdır. Unutulmaması gereken bir husus da, ülkenin ekonomik ve sosyal koşullarını önemli çapta etkileyecek bu tür kararlarda siyasi tercihi yapacak olanlara çeşitli seçenekleri ve bunların olası sonuçlarını olabildiğince açık bir biçimde anlatabilmektir. 4. SONUÇ
Görüldüğü gibi yönetmelik yapımı basit ve tek boyutlu bir olay değildir.Yönetmelikte öngörülen yapı güvenliğine salt teknik açıdan bakmak çok yanlıştır.Yönetmelikte ön görülen yapı güvenliğine salt teknik açıdan bakmak çok yanlıştır.Yönetmelikte ön görülen yapı güvenliğinin konut yapımının hem maliyetine, hem de yapım süresini etkileyeceği unutulmamalıdır.Yönetmelikte öngörülen yapı güvenliğinin ve öngörülen koşulların uzun vadede ülkenin sosyal yapısını ve ekonomisini etkileyebileceğinden,bu tür kararlarda siyasi tercihlerin de belirli bir ağırlığı olacağı unutulmamalıdır. Konut yapımında maliyet ve süre açısından önemli bir faktör olan yönetmelikleri yapan kurullarda uygulayıcılara mutlaka yer verilmelidir, teknolojik ve bilimsel gereçlerin yanı sıra ülkenin sosyal ve ekonomik yapısı da dikkate alınmalıdır. KAYNAKLAR 1. Ersoy U., "Conles and Specifications for Developing Countries" International Symposium on Countries, 2. Ersoy U., "Yönetmelikler ve Depreme Dayanıklı Yapılar", Kuzeydoğu Anadolu 1. Ulusal Deprem Sempozyumu, Atatürk Üniversitesi, Erzurum, 1984. 3. Ersoy U., "Betonarme, Temel İlkeler ve Taşıma Gücü Hesabı", Bizim Büro , 1985, Ankara, Sayfa 124- 126 ve 151-183. |